English

RSS

  RSS Aboneliği

EN ÇOK OKUNANLAR

ERMENİSEVİCİLER VE SİLAHLARIN BIRAKILMASI

Etnik bölücülük Türkçe dışında yayın ve eğitim talepleri ile her geçen gün mevzi kazanırken, bu kez de başımıza Ermeniseviciler çıktı yine. İşbirliği, güç birliği halinde Türklere ve Türk Devletine karşı açık bir taarruz başlatılmış meğer.

 

Başkomutan olacak zat ise adeta düşmanla ittifak kurmuş. Fikir özgürlüğü imiş, Türk milletine katil demek! Bilmiyorsanız öğrenin…

 

Kendilerine “aydın” dedikleri gibi, bazı medya kuruluşlarına da -işbirlikçileri vasıtısıyla olsa gerek- aynı sıfatı kullandırtan bazı arsızlar, Ermenilerden özür dilemiş. Kendi ataları dedeleri katil ise bundan dolayı özür dilemelerinde bir beis yok. Varsın dilesinler. Buna kimsenin itirazı yok.

 

Ancak bu hayâsız girişime Türk ecdadının adını karıştırmaya kalkarlarsa, o zaman iş değişir. Kimse benim dedelerimin katil olduğunu iddia edemez. Kimse benim soyuma iftira atamaz. Hele hele cumhurun başı olacak adam bunu aklının ucundan bile geçiremez…

 

En azından öyle sanıyorduk. Demokrasinin sadece sapık zihniyetler için var olduğunu unutmuşuz.

 

Devletin en tepesindeki adam bile Ermenilere karşı bir mahcubiyet hissediyorsa, ortada ciddi bir sıkıntı da var demektir. Ya biz bu soykırımı yaptık ya da devlet, bu millete ait olmayan unsurlar tarafından ele geçirilmiştir.

 

Şimdi gelelim yüzde 47 tarafından seçilmiş Başbakan’ın silahların bırakılması yönündeki çağrılarına… Yeni bir şey değil… Bunu yıllardır dillendiriyor hazret. Bu seferki şekli biraz farklı… Irak cumhurunun kukla başkanı, bölücü peşmerge elebaşı Talabani buyuruyor; Teröristler silahlarını mağaralarda bıraksın, evlerine dönsün, yargılanmadan topluma karışsın!

 

İşte Irak’taki işbirlikçilerin açık tavrı bu. Bu tavır da yeni değil. Uzun soluklu bir siyasetin yansıması. Bu siyaset kimler tarafından şekillendirildi derseniz, şöyle etrafımıza bir bakmanız yeterli olacaktır.

 

Şimdi gelelim bu meselenin özüne.

 

Avrupa’da, Amerika’da, Irak’ın Kuzeyinde ve hatta kendi topraklarımızda boy boy Kürdistan haritaları hazırlanmaktadır. Bu da yetmezmiş gibi içeride etnik aidiyet araştırmaları gırla gitmektedir. Şu kadar Kürt, Bu kadar Ermeni var diye sözüm ona araştırmalar yapılmaktadır.

 

Nedir bunlardan kasıt? Anlayabiliyor musunuz acaba? Aslında herkes anlıyor da bir tek devletin üst kademelerini ele geçirenler anlayamıyor. Belki de anlamazlıktan geliyorlar. Hem de ülkeyi büyük bir kaosun içine sokacaklarını bile bile.

 

İki ordu var bunların kafasında. Biri işgalci faşist(!) Türk ordusu, biri de Kürt kurtuluş(!) ordusu. Biri işgal ettiği toprakları bırakmak istemiyor, biri de kendilerine ait(!) toprakları işgalcilerden(!) kurtarmak istiyor.

 

Silahlarınızı bırakın masaya gelin diyor haddini bilmez biri. Bu sözün sarf edildiği yıldan bu yana bir şeyler değişti mi sanıyorsunuz? Değişmedi elbet. Plan aynı plan. Sözler zaman zaman değiştirildi ama sonuçta Talabani denen eşkıya ile aynı noktaya varıldı.  Hem de hiçbir rahatsızlık duyulmadın. Kulaklarına su kaçan cumhurun başı da tedavisinin ardından Talabani’nin ayağına koşup gidecek. Meseleyi yerinde tartışıp çözecek hesapta…

 

Ama büyük bir yanılgı içindeler bu işbirlikçiler. Her iki tarafa da dolaylı ya da doğrudan zarar veren terör, iki tarafın da yakasından düşmeyecek. Çünkü bu, onların varlık sebebidir. Bu şerefsizce oyunu eve dönüş gibi bir mükâfat karşılığında bitirdiklerinde ne olur biliyorlar mı? Bilmiyorlar ama işlerine öyle geliyor. Beladan bir süre de olsa uzak durmak amaçları. Dertleri millet falan değil, ülkelerinin geleceği hiç değil.

 

Zira terör örgütü PKK Talabani karşısında aynı zamanda siyasi bir rakip, aynı şey diğer bölücü peşmerge elebaşı Barzani için de geçerli. Hem de eli silahlı bir rakip. Tehlikeli bir rakip.

 

Peki Erdoğan ve yandaşları için ne anlama geliyor? Erdoğan için de siyasi bir rakip değil mi zannediyorsunuz? Bölücü terör destekçisi DTP ile neyin kavgasını yapıyor bu adam? Memleket davası mı sandınız?

 

Sözde ‘silahların bırakılması’ deyimini hafife almamanızı öneririm. Bu deyim aynen sözde ‘Kürt sorunu’ deyimi kadar tehlikeli ve hatta alçakça bir yaklaşımı sergilemektedir. Ayrışmayı, bölünmeyi ve düşmanlıkları körüklemektedir.

 

Birileri de çıkıp tek taraflı sözde ‘ateşkes’ten bahsedip kanlı terör örgütünün âlicenaplığının istismar edilmemesi gerektiğini ima ediyor.

 

Zaten daha dün yakalanan minibüs de yılbaşı kutlamaları için mühimmat doldurulup dağa gönderilmişti. Öncekiler de öyleydi sonrakiler de öyle olacak.

 

Yani konunun, kışın gelmesi, hainlerin inlerine çekilmek zorunda kalmasıyla hiç ilgisi yok! Her kış yaptıklarını yapmıyorlar yani.

 

Bunların hepsi bir oyun. Maksat Türk ordusunun elini kolunu bağlamak. Sonra da “bakın ordu operasyon yapmasaydı PKK saldırmayacaktı” türünden edebiyat yapmak.

 

Ermeniseviciler bir yandan, bölücü hainler diğer yandan hem devlete, hem millete pusu kursun, bizim angutlar da silah bırakmaktan bahsedip dursun!

 

Hakan Cem Işıklar

24 Aralık 2008

 

 

 

 

 

Hakan Cem Işıklar'ın diğer yazıları için TIKLAYINIZ...

 

 

 

 

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Arkadaşına gönder! | Yorum Yaz Yorum Yaz

Hakan Cem Işıklar Hakan Cem Işıklar
ERMENİSEVİCİLER VE SİLAHLARIN BIRAKILMASI
İsmail Manisalıoğlu İsmail Manisalıoğlu
ONE MINUTE (BİR DAKİKA)

ARAMA YAP


Gelişmiş Arama

ANKET

Ege'de Çözülemeyen Türk-Yunan Sorunları ve CASUS BELLI'de en dikkat çeken özellik sizce nedir?




Tüm Anketler

Hakan Cem Işıklar - Ege'de CASUS BELLI © 2008

Tasarım: Ali Erkurt